SİNEKKAYDI

Erhan Başyurt, gazetemizde dün çok güzel bir yazı kaleme aldı: 

“Erdemler ülkesi”

Başbakan’ın seçimden bu yana öne çıkan sözleri için “Bir siyaset bilimcinin ütopyası” demiş.

Sorumlu mevkideki bir siyasetçinin söylemleri ile uygulamaları arasındaki uçurumlara dikkat çekmiş.

**

Aynı Başbakan, bugünlerde Rus medyasındaki yayınlardan şikâyet etti önceki gün:

“Soğuk Savaş döneminde Sovyet propaganda makinesi ‘Pravda yalanları, palavraları’ üretirdi. Bu yalanlara kimse itibar etmez.” (Ahmet Davutoğlu, 3 Aralık 2015)

**

Keşke son iki yıldır partisine yakın medyada çıkan yalanlarla da yüzleşebilse.

Bugün Moskova otoriteleri, “IŞİD petrolünü Türkiye’yi yönetenler pazarlıyor” diyor.

Ankara otoriteleri ise suçlamayı direkt muhatabına yansıtıyor:

“Hayır, biz değil asıl siz pazarlıyorsunuz.” 

Nereden baksanız, çıkmaz sokak.

Dünya medyası üzerinde kimin etkili olduğuna bakar bu.

**

Ankara, epeydir kendi gibi düşünmeyen herkesi ötekileştirdi, operasyonlarla bunaltıyor.

Bir tür “kısmî soykırıma” imza atıyor.

Şimdi Moskova da aynını yapıyor:

Okulları, fabrikaları basıyor. Rusya’ya yerleşmiş Türkler’e hayatı zindan ediyor.

**

Cumhurbaşkanı önceki gün, meşhur Sokullu örneğini verdi:

“Sokullu Mehmet Paşa, İnebahtı Savaşı ile ilgili, ‘Biz Kıbrıs’ı almakla sizin kolunuzu kestik, sizse İnebahtı’nda bizim sakalımızı traş ettiniz’ diyor. 

Kesilen kol yerine gelmez ama kesilen sakal daha gür olarak yeniden çıkar.”
 (Tayyip Erdoğan, 3 Aralık 2015)

**

Yalnız burada bir tuhaflık var.

Ruslar sakalımızı traş ettiyse…

Biz nasıl onların kolunu kestik.

Uçaklarını düşürerek mi?

**

Bahse konu traş…

Sinekkaydı mı değil mi bilmem.

Mide bulandırdığı kesin.

“Kol kesme” meselesine hiç girmeyelim, savaş yeni başlıyor. 

ÖZGÜR DÜŞÜNCE