OLMAYACAK DUAYA AMİN

Avrupa, yakaladığı Suriyeli mültecileri Türkiye’ye iade etmek koşuluyla:

-3 milyar euro destek…

-72 şarta bağlı vize muafiyeti önerdi.


**

Lakin, ne para cepte ne de vize çantada keklik.

Cepteki tek şey, Türkiye’nin “mülteci adası” olacağı gerçeği.

Başka deyişle…

Sınırda 90 kilometrelik tampon bölgeye destek bulamayınca… 

780 bin kilometrekarelik koca yurdu “tampon bölge” yaptık!

**

Prof. Dr. Cengiz Aktar diyor ki:

“Brüksel’de imzalanan sözleşme, ne mültecilerin gidişlerini engelleyebilir, ne de kalışlarını garanti eder.” (1 Aralık 2015, Cumhuriyet)

3 milyar euro, mülteci başı 1000 euro eder.

Üstelik “bir defaya mahsus”.

Kentlerimizde “Suriye gettolarına” hazır olalım. 

**

Peki Türk halkının bu detaylardan haberi var mı?

Hürriyet bile “AB ile bahar” sürmanşetiyle çıktığına göre…

Varın gerisini siz hesap edin.

**

1959’da o günkü adıyla AET’ye başvurmuşuz.

45 sene sonra…

17 Aralık 2004’te “üyelik müzakerelerinin 3 Ekim 2005’te başlayacağı” ilan edildi, havalara uçtuk.

11 sene de “fasıldan fasıla” geçip gitti.

**

Ankara memnun.

Niye sevinmesin ki:

-İnsan hakları

-Basın özgürlüğü

-Fikir hürriyeti

-Demokrasi karnesi


Avrupa Birliği, tüm bu temel değerleri halının altına süpürdü.

**

Ayrıca, koca Türkiye 3 milyar euro desteğe mi kaldı?

Bir uçak vurdunuz, Rusya ile 32 milyar dolarlık ticaret hacmi sallantıda.

4 milyonu aşkın turist kaybettiniz.

Zafer gibi sunulan durumun özeti şu:

Giden Rus turist kadar Suriyeli karşılığında…

Rusya ile yıllık ticaretin onda birine fit oluyorsunuz.


Tek ödemelik bir destek ve henüz ortada yok! 

**

Misilleme yapmasak olmazdı:

Katar’la vizeyi kaldırmışız.

Saç eken doktorlar yaşadı.

ÖZGÜR DÜŞÜNCE