BAŞBAKAN'IN "ERDEMLER ÜLKESİ"

Siyaset biliminin klasik eserleri arasında, ideal devlet yönetimi ve ideal toplum üzerine kaleme alınan ünlü eserler vardır. 

Eflatun’un Devlet’i, Farabi’nin El Medinet’ül Fazıla’sı gibi… Gerçekleşmesi arzu edilen ama hiç gerçekleşmemiş ‘ütopik’ ilkeler sunarlar. 

Başbakan’ın son dönemde yaptığı bazı açıklamaları dinleyince, bir siyaset bilimcinin “Erdemler Ülkesi”ütopyasını dinler gibi hissediyor insan. 

İKTİDAR KİMDE? 

İşte o açıklamalardan bazıları: 

“Kimse kutuplaştırıcı siyaseti ortaya koymasın. Kutuplaştırıcı dilden kaçınalım…” 

“En aykırı görüşlerle bize karşı çıkmış olsa dahi her vatandaşımızın sesine kulak vereceğiz…” 

“Basın özgürlüğü ve entelektüel özgürlük kırmızı çizgimiz. Eğer bir entelektüele, köşe yazarına veya gazeteciye herhangi bir saldırı olursa onların savunucusu oluruz…” 

“Adaletin olmadığı yerde devlet olmaz…” 

“Yargılamanın tutuksuz olması esas olandır. Tutuklu olması istisnaidir…” 

Bu temenniler, 13 yıldır kesintisiz şekilde tek başına iktidarda olan bir partinin genel başkanına, 6 ayda 4 hükümet kuran ve Meclis çoğunluğuna sahip başbakana ait olamaz… 

ÜÇ İHTİMAL VAR 

Söylemler ve uygulamalar arasında madem uçurumlar var, öyleyse 3 ihtimal söz konusu. 

Birincisi, danışmanları Davutoğlu’nu hukuk ihlalleri konusunda tam ve doğru bilgilendirmiyor olabilir. Ki bu ciddi bir idari zaaf olur… 

İkincisi, yürütme iradesinin elinde olmadığını göstermeye çalışıyor olabilir. Ki bu paralel bir hükümetin varlığı anlamına gelir… 

Üçüncüsü, hak ve hukuk ihlalleri nedeniyle tepkileri törpülemek için gerçekleri perdeleyecek söylem geliştiriyor olabilir. Ki buna bazıları ‘siyaset’ dese de, ihtimal vermek istemiyorum… 

Gerekçe ne olursa olsun, Davutoğlu’nun ‘Erdemler Ülkesi’nin yönettiği ülkeden daha yaşanabilir bir ülke olduğundan şüphe yok. 

Hayali bile güzel!

ÖZGÜR DÜŞÜNCE